Pakkan Okulları Kurucusu Yasemin Pakkan, eğitimin yalnızca akademik içerik sunan bir yapı olmaktan çıkarak öğrencinin kendini güvende hissettiği, hata yapmaktan korkmadan öğrenebildiği bir yaşam alanına dönüşmesi gerektiğini vurguluyor
Pakkan Okulları Kurucusu Yasemin Pakkan, güçlü eğitim kültürünü ve Cambridge akreditasyonuyla hayata geçirdikleri yeni modeli Oksijen’e anlattı.
Sizin için okul neyi ifade ediyor?
Okul, çocuğun kendini güvende hissettiği, öğrenmeye heves ettiği ve hata yapmaktan korkmadan denemeler yapabildiği bir yaşam alanı olmalı. Biz de okulumuzda yıllar içinde tam da böyle bir kültür inşa ettik. Öğretmenin sözünün değer gördüğü, öğrencinin kendini ifade edebildiği ve ailenin sürecin doğal parçası olduğu bir yapı oluşturduk.
Şu dönemde dünya hızla değişiyor. Çocukların karşılaşacağı hayat, bizim okul yıllarımızdakinden çok farklı olacak. Bu yüzden eğitimin yerinde kalma lüksü yok. Yeni bir kampüse taşınma kararımız işte tam da bu nedenle sadece bir adres değişikliği değil, doğrudan bir vizyon adımı bence.
Daha büyük bir okul alanı yapılandırıyoruz, çocuklarımıza daha geniş imkanlar sunmayı hedefliyoruz. Zira asıl meselemiz, çocukları hem Türkiye’de hem de dünyada güçlü kılacak, markalaşmış bir eğitim ekosistemi kurmak.

Eğitimde bir okulun “marka” haline gelmesini sağlayan temel unsur nedir sizce?
Gerçek marka; her aşamada kaliteyi gözeten, her ayrıntıya önem veren ve bunu istikrarlı biçimde sürdürebilen bir anlayıştan doğar. Kalite tesadüf değildir. Eğitimde nitelik, tesadüflere değil; çocuğa, gence, öğretmene ve öğrenmeye verilen değere dayanır.
Bir öğrencinin sabah sınıfta nasıl karşılandığından öğretmenin ders hazırlığına yemekhane düzeninden veli iletişimine kadar her detay aynı bütünün parçasıdır. Her aşamada kaliteyi vazgeçilmez ilke saydığınızda zamanla güven inşa edersiniz. Güven oluştuğunda marka da doğal olarak ortaya çıkar. Benim için marka olmak ayrı bir hedef değil; doğru işi, doğru şekilde ve her ayrıntısına önem vererek yapmanın doğal bir sonucudur.
Yeni kampüsle birlikte eğitim anlayışınızda neler değişecek?
Biz bunu bir değişimden çok modelin tamamlanması olarak görüyoruz. İlk sekiz yılımızda kurduğumuz değer temelli yapıyı, Ataşehir’de uluslararası akademik programlarla bütünleştiriyoruz.
Okul öncesinden liseye kadar tüm kademelerde Millî Eğitim Bakanlığı müfredatıyla uyumlu, aynı zamanda Cambridge International Education programıyla entegre bir yapı kuruyoruz.
Öğrencilerimiz ulusal müfredatımızdaki akademik kazanımları eksiksiz alırken, aynı zamanda uluslararası ölçekte geçerli bir eğitim sisteminin parçası olacak. Biz bu yapıyı “çift kanatlı eğitim” olarak tanımlıyoruz. Bu iki kanat birlikte çalıştığında çocukların akademik ufku genişleyecek, dünyaya bakışları derinleşecek.
Cambridge akreditasyonu neden önemli?
Çünkü bugünün dünyasında tek bir sistemin içinde kalmak yeterli değil. Üniversiteler ve meslekler giderek daha küresel bir yapıya bürünüyor. Cambridge programı çocuklarımıza ezber odaklı değil, düşünme temelli bir eğitim sunacak. Sorgulayan, analiz eden ve kendi fikrini temellendirebilen bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bu sistem, İngilizceyi yalnızca bir ders olarak değil, düşünmenin ve üretmenin dili olarak ele alıyor.
Öğrencilerimiz her yıl MEB karnelerine ek olarak Cambridge belgeleri alacak. Bu belgeler, özellikle yurt dışı hedefi bulunan gençler için önemli bir avantaj sağlayacak. Kazandıkları beceri ve yetkinlikleri uluslararası ölçekte tanınan akademik referanslarla ifade edebilmeleri, çocuklarımızın gelecek planlamalarında ciddi farklar yaratacak.
Lisede nasıl bir yapı kuruyorsunuz?
Bu noktada şunu açıkça söylemem gerekir: Yarım asrı aşan öğretmenlik yolculuğumda ve kurduğum okullarda, merkezi sınavlarda önemli başarılar elde eden pek çok öğrencinin hikâyesine ekibimle birlikte eşlik ettik. Ancak hiçbir zaman sadece “sınava hazırlayan” kurumlar olmadık. Her zaman öğrencinin öğrenme disiplinini, çalışma alışkanlıklarını ve akademik duruşunu inşa etmeye odaklandık. Sonuç da bunun doğal yansıması oldu.
Levent’ten okullarımıza uzanan bu deneyim birikimi, öğrencilerimizin hedeflerine ulaşmasında planlı ve verimli bir sistemin ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi. Planlı çalışma disiplini, düzenli geri bildirim kültürü ve güçlü iş birliği olmadan sürdürülebilir bir sonuç elde edilemez. Öğrenciye net hedef koyduğunuzda, öğretmeni sürecin merkezine aldığınızda ve aileyle şeffaf bir iletişim kurduğunuzda ortaya istikrarlı bir başarı çıkar.
İşte bu birikimimizin üzerine şimdi de lisemizde bir dünya modelini inşa ediyoruz. Öğrencilerimiz lisemizden çift diploma ile mezun olacak. 9 ve 10. sınıflarda Cambridge IGCSE programına dâhil olan gençlerimize, 11 ve 12. sınıflarda A Level programı uygulanacak. Aynı zamanda Türkiye’de üniversite hedefleyen öğrencilerimiz, güçlü ve sistemli bir akademik destekle YKS sürecine hazırlanacak.
Böylece gençler tek bir yola sıkışmayacak hem Türkiye’de hem de yurt dışında üniversite imkânlarına sahip olacak. Bu model, onların dünyaya açık ve farklı kültürlerde rahatlıkla var olabilen bireyler olarak yetişmelerine güçlü bir zemin hazırlayacak. Çünkü bugün gençlerin önünde yalnızca bir şehir ya da bir ülke yok, küresel ölçekte hareketli bir akademik ve mesleki dünya var. Biz de onları bu dünyaya hazırlayan bir lise kuruyoruz.
Kısacası bugün inşa ettiğimiz bu çift kanatlı model, akademik köklerimizi uluslararası standartlarla güçlendiren eğitimdeki zorunlu değişime hızla adapte olan stratejik bir adım olarak tarihimize yazılacak.
Eğitimde değişimden söz ediyorsunuz. Peki sınavlar sizce nasıl dönüşecek?
Sınavların yönü artık çok net. Bilgi ezberini ölçen yapıdan, bilgiyi kullanma ve yorumlama becerisini ölçen yapıya geçildi. Yeni Maarif Modeli de aslında bu dönüşümü daha ileri taşıyor. Önceki sistem daha içerik yoğun bir çerçeve sunuyordu. Yeni yaklaşım ise kazanımı, beceriyi ve düşünme derinliğini merkeze alıyor. Bu da doğal olarak ölçme biçimini değiştiriyor.
Artık bir öğrencinin yalnızca doğru cevabı bilmesi yeterli olmayacak; o cevaba nasıl ulaştığını, bilgiyi nasıl ilişkilendirdiğini ve yorumladığını gösterebilmesi gerekecek. Okuduğunu anlama, analiz etme, disiplinler arası bağ kurma ve problem çözme becerileri daha belirleyici hâle gelecek.
Bu dönüşüm kademeler arası geçişi de yeniden tanımlıyor. İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye geçiş sadece akademik içerik değişikliği demek değil; öğrenme sorumluluğunun öğrencinin üzerine daha fazla geçtiği bir süreç demek. Lise kademesinde ise öğrenciden artık kendi akademik yönelimini belirlemesi ve derinleşmesi bekleniyor. Sınavlar da bu olgunlaşmayı ölçen bir yapıya evrilecek.
Dolayısıyla bundan sonraki sınavlarda daha fazla yorum gücü, daha fazla analiz ve daha fazla kavramsal derinlik göreceğiz. Biz de eğitim modelimizi tam olarak bu dönüşüme uyumlu biçimde yapılandırıyoruz. Çünkü mesele yalnızca bir sınavı kazanmak değil, değişen ölçme anlayışına hazır olmak.
Yapay zekâ artık eğitimin gündeminde. Pakkan Okulları bu alanda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?
Öncelikle şu soruyu soruyoruz: Çocuklarımız yapay zekâyı sadece kullanan bireyler mi olacak, yoksa onu anlayan, sorgulayan ve üretebilen bireyler mi? Biz ikinci yolu seçiyoruz.
Bu nedenle yapay zekâ okuryazarlığını rastgele modüllerle değil; alanın uzman isimlerinden alınan görüşler, akademik referanslar ve pedagojik çerçeve ışığında hazırlanan özgün bir programla ele alıyoruz. Ortaokul ve lise kademesinde öğrencilerimiz; yapay zekâyı doğru kullanmayı, üretilen içeriği eleştirel süzgeçten geçirmeyi, dijital etik ve güvenlik ilkelerini gözetmeyi, veriyi anlamlandırmayı ve proje üretmeyi öğrenecek. Çünkü mesele sadece bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi yorumlamak ve değer üretmek. Geleceğin dili yapay zekâ ise biz çocuklarımıza bu dili yüzeysel değil; bilinçli, etik ve üretken biçimde kullanmayı öğretmek istiyoruz.
Biz bu dengeyi bilinçli bir sistemle kuruyoruz. Akademik disiplin ile insani değerleri aynı anda besleyen bir yapı oluşturduk. Öğrencilerimizden yüksek performans bekliyoruz ancak bunu yaparken onları kıyaslayan değil, gelişimlerini takip eden bir yaklaşım benimsiyoruz. Her öğrencinin güçlü yanını fark etmeye, potansiyelini açığa çıkarmaya ve sorumluluk duygusunu pekiştirmeye çalışıyoruz.
Okulumuzda akran nezaketi kültürüne özellikle önem veriyoruz. Karakter gelişimi soyut bir kavram değil, her gün yaşanan küçük davranışlarla inşa edilen bir süreç. Çocuklarımızın birbirine saygılı olması, farklı fikirlere tahammül göstermesi ve empati kurabilmesi bizim için en az akademik başarı kadar değerli.
Sanat, spor ve sosyal sorumluluk çalışmaları bu yaklaşımın doğal parçası. Bir sahneye çıkmak, bir takımın parçası olmak ya da bir sosyal sorumluluk projesinde aktif rol almak; öz güven, dayanıklılık ve liderlik becerilerini geliştiriyor. Gerçek hayat becerileri yalnızca sınıf içinde değil, hayatın içinde kazanılıyor. Kısacası akademik başarı hedefimiz, güçlü karakter ise vazgeçilmez ilkemiz.
Günümüz velileri eğitimden ne bekliyor sizce?
Veliler elbette güçlü akademik sonuçlar görmek istiyor. Bu konuda uzun yıllara dayanan önemli bir birikime sahibiz ve yalnızca sınav başarısının çocuklarımızın hayata hazır olmaları için yeterli olmadığını net biçimde görüyoruz. Velilerimiz de bu bilinçle çocuklarının dünyaya açık bireyler olmasını önemsiyor; yabancı dili güçlü, farklı sistemlere uyum sağlayabilen ve öz güveni yüksek gençler yetişmesini arzu ediyor.
Özellikle yurt dışındaki üniversite başvurularında artık yalnızca not ortalaması yeterli görülmüyor; akademik derinlik, proje deneyimi ve uluslararası referanslar belirleyici rol oynuyor. Bu tablo, tek diploma döneminin büyük ölçüde kapandığını gösteriyor. Uluslararası geçerliliği olan eğitim modelleri ise artık bir ayrıcalık değil, açık bir ihtiyaç.
Pakkan Okullarını nasıl bir gelecek bekliyor?
Biz Pakkan Okullarını, güçlü akademik temelini uluslararası eğitimle buluşturan ve çocukları yarının dünyasına hazırlayan bir eğitim ekosistemi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı daha da derinleştirerek Türkiye’de ve dünyada başarı elde eden öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyoruz.
Yerel müfredatı uluslararası standartlarla bütünleştirirken çocuklarımızın hem zihinsel hem de insani gelişimini merkeze almaya devam edeceğiz. Amacımız yalnızca başarılı öğrenciler yetiştirmek değil; dünyaya açık, sorumluluk sahibi ve güçlü bireyler mezun etmek.
kaynak:https://gazeteoksijen.com/turkiye/zuber-ortaklarinin-uyusturucu-testi-negatif-cikti-267227
görsel: https://gazeteoksijen.com/turkiye/zuber-ortaklarinin-uyusturucu-testi-negatif-cikti-267227
saat:16:42
