Her sıra arkadaşımızın sınıfında topladığı dilekçelerin, kendi akademik hayatında söz hakkını yeniden elde etmesinin bir aracı olacağını hatırlatmak istiyorum. Çünkü güzel günler gelmez bize; biz güzel günlere yürümedikçe…
Ateş
Yıldız Teknik Üniversitesi
Geçtiğimiz hafta YTÜ’de yeni dönem başladı. Güz dönemini; kulüp kapatmalarıyla, final sınavlarına getirilen 40 puan barajıyla, “kütüphane yoğunluğunu azaltmak” için getirilen rezervasyon sistemiyle, Fen Edebiyat Fakültesinde işletilen FEFMOD sistemiyle ve birkaç fakültedeki tadilatlarla geride bırakmıştık.
Geçtiğimiz dönem kulüplerin kapatılması ve öğrencilerin eğitimini olumsuz etkileyen FEFMOD sistemi için dilekçeler toplanmış, ilgili dekanlıklarla görüşme talep edilmişti. Yeni dönemin açılmasıyla FEF öğrencilerinin topladığı dilekçelerin ve yaptıkları görüşmelerin sonuç verdiğini öğrendik. Moodle sisteminde ısrarcı olan dekan görevden alındı ve yeni dönemde bu sistemin akademisyenlerin inisiyatifine bırakılmasına karar verildi. Bu sistemin dayatılmasından öğrenciler kadar rahatsız olan birçok akademisyen de sınav sisteminin ve yoklama biçiminin “eski usul” yapılacağını duyurdu. İlk dönemin yakıcı gündemlerinden bir diğeri olan kulüpler için ise hâlâ net bir dönüş yok.
Yarı dönem pasife alınan kulüplerin bahar döneminde açılmasını bekleyen öğrenciler, yeni engellerle karşılaştı. Ara tatilin sonunda kulüplerden yeniden dilekçe istenirken; açılmaları için yönetim ve profil değişikliği şartı koşuldu. Okul yönetimi, kulüpleri ancak kendi istediği kalıba dökebilirse açmak istiyor; kurul toplanması sonrası karar verileceğini açıklanması gösteriyor ki kapatamadığı kulüpleri bürokratik izin süreçleriyle yıldırıyor. Her dönemin ilk haftası açılan kulüp stantlarının bu dönem hafta ortasında aniden toplatılmak istenmesi, bu baskıcı tutumun son örneği oldu.
40 puan sistemiyle “geleceksizlik” daha da büyüyor
Dönemin ilk haftasında öğrencilerin bir diğer ana gündemi ise geçtiğimiz final haftası ilk defa uygulanan 40 puan barajıydı. Final notu 40’ın altında kalan öğrencinin, dönem içi ortalaması ne kadar yüksek olursa olsun başarısız sayılması büyük tepki çekiyor. Dönem içi değerlendirmesi yüksek olan bir öğrencinin finalden 40 alsa AA ile geçebileceği bir dersten 39 aldığı için kalması, ekonomik kaygıların yanı sıra akademik kaygıyı da önemli ölçüde büyütmekte.
Eğitimin niteliği ve akademisyen tutumları bir yana; 4000 TL’lik KYK bursunun temel ihtiyaçları karşılamadığı ve öğrencilerin çalışmak zorunda kaldığı bir gerçeklikte bu tarz baraj puanı uygulamaları kabul görmüyor. Bir tarafta İŞKUR ve GÜÇ gibi programlarla öğrencilere verebileceği bursları “çalış, hak et” mantığıyla sunan iktidar; diğer tarafta öğrencilerin içinde boğulduğu yoksulluk ve geleceksizliği görmezden gelerek “derse gir, öğren, sınavdan yüksek puan al” mantığıyla hareket eden üniversite yönetimi…
Tüm sıra arkadaşlarımızı değişimin parçası olmaya çağırıyoruz!
Ancak bizler, bize danışılmadan alınan bu kararları kabul etmek zorunda olmadığımızı biliyoruz. Üniversitenin en kalabalık bileşeni olarak, karar mekanizmalarının parçası olmakta ısrarcıyız. Adaletli bir değerlendirme ve eğitimde fırsat eşitliği için birçok fakültede dilekçe kampanyaları başlatmaya karar verdik. FEF’li sıra arkadaşlarımızın yürüttükleri sürecin kazanımla sonuçlanması, hepimize umut veriyor.
Sonuç olarak YTÜ’de dönem yeni, sorunlarsa geçen dönemden bize miras. Fakat asıl önemli olan, cebimizdeki mücadele deneyimi. Bir araya geldiğimiz kulüpleri kapatarak bizi engelleyebileceğini düşünenlere; burslara yapılan yetersiz artışlarla, ulaşım, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarımıza yapılan fahiş zamlarla bizi yoksulluğa mahkûm etmeye çalışanlara; bize danışmadan aldıkları kararlarla öğrenim hayatımıza ket vurmaya çalışanlara karşı mücadelemiz var. Tüm YTÜ’lü sıra arkadaşlarımızı yaşadıkları sorunlara karşı koymaya, geleceklerine sahip çıkmak için birleşmeye ve değişimin bir parçası olmaya çağırıyoruz. Her sıra arkadaşımızın sınıfından topladığı dilekçelerin, kendi akademik hayatında söz hakkını yeniden elde etmesinin bir aracı olacağını hatırlatmak istiyorum. Çünkü güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe…
saat:16.54
