Görme yetisine sahip birini sadece görebildiği için takdir eder miydiniz? Harun Sarıkaya, Hürriyet Pazar’daki yazısında engelliliğin bir kahramanlık hikayesi gibi sunulmasına karşı çıkarak, başarıların fiziksel durumla değil, uzmanlıkla anılması gerektiğini vurguluyor.


İyilik sandığımız sözlerin ötesindeki gerçek

Gündelik yaşamda engelli bireylerle kurulan iletişimde nezaket ve iyi niyet çoğu zaman ön planda olsa da, kullanılan kalıplar bazen kırıcı olabiliyor. Sarıkaya’ya göre “Çok güçlüsünüz” veya “Ben olsaydım yapamazdım” gibi cümleler, aslında engelli bireylerin sıradan yaşam deneyimlerini küçültüyor. Körlük bir başarı kriteri değil, yaşamın doğal ve sıradan bir parçası olarak görülmeli.


Başarı fiziksel durumdan bağımsızdır

Bir alanda uzmanlaşmak veya işini iyi yapmak, görme yetisinden bağımsız bir kazanımdır. Klavyeyi görmeden kullanmanın bir mucize değil, on parmak yazım tekniğinin doğal bir sonucu olduğunu belirten yazar, başarının körlük kimliği üzerinden övülmesine sitem ediyor. Hedef, hayata eşit şartlarda katılmak ve körlükle değil, ortaya konan işin kalitesiyle anılmak.


Birlikte başarmanın ve basit düşünmenin gücü

Yaşam kalitesini belirleyen şey fiziksel özellikler değil, kişisel tercihler ve uzmanlıklardır. Sarıkaya, toplumun bakış açısını değiştirmeye davet ederek, engelli bireylere “kahraman” muamelesi yapmak yerine, her alanda birlikte olmanın ve ortak başarıların tadını çıkarmanın önemini hatırlatıyor. Çünkü günün sonunda bilmek, görmenin en derin halidir.

Kaynak-Görsel:https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-pazar/korluk-sadece-hayatimizin-bir-parcasi-43128694

15.03.2026 16:20