Finlandiya’da yapılan bir araştırma, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlar ile çok sayıda çocuk sahibi olan kadınlarda biyolojik yaşlanmanın daha hızlı olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre en düşük yaşlanma ve ölüm riski iki ila üç çocuk sahibi kadınlarda görülüyor.
Finlandiya’da gerçekleştirilen yeni bir araştırma, kadınların sahip olduğu çocuk sayısının biyolojik yaşlanma ve ölüm riskiyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Çalışmaya göre, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlar ile çok sayıda çocuk sahibi olan kadınlarda biyolojik yaşlanma daha hızlı ilerlerken, iki ila üç çocuk sahibi kadınlarda yaşlanma daha yavaş ve ölüm riski daha düşük.
Araştırma, Finlandiya İkiz Kohortu verilerini kullanarak 14.836 kadını kapsadı. Bu katılımcılardan 1.054’ünün biyolojik yaşlanma düzeyi, DNA metilasyonu gibi epigenetik göstergeler aracılığıyla değerlendirildi.
Sonuçlar, en düşük biyolojik yaşlanma ve ölüm riskinin iki ila üç çocuk sahibi kadınlarda görüldüğünü ortaya koydu. Ortalama 6,8 çocuk sahibi kadınlarda ise daha hızlı yaşlanma ve yüksek ölüm riski tespit edildi. Hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda da benzer şekilde biyolojik yaşlanma hızının arttığı ve ölüm riskinin yükseldiği gözlendi.
Araştırma ayrıca, erken yaşta çocuk sahibi olmanın başlangıçta biyolojik yaşlanmayı hızlandırabileceğini gösterdi. Ancak vücut kitle indeksi ve alkol kullanımı gibi diğer faktörler hesaba katıldığında bu ilişkinin güçsüzleştiği belirtildi.
Uzmanlar Uyarıyor: Finlandiya Çalışması Doğrudan Yaşam Rehberi Değil
Bilim insanları, araştırma sonuçlarının bireyler için doğrudan bir “yaşam rehberi” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Çalışma, 1880–1957 yılları arasında doğmuş Finlandiyalı kadınları kapsıyor ve bu grubun kendine özgü sosyal ve tıbbi koşullar altında yaşadığı hatırlatılıyor.
Araştırmacılar, gözlenen sonuçların olası açıklamasını evrimsel biyoloji perspektifiyle değerlendiriyor. Helsinki Üniversitesi’nden biyolog Mikaela Hukkanen, organizmaların sınırlı zaman ve enerji kaynaklarına sahip olduğunu vurguluyor. Üreme için ayrılan enerjinin vücudun bakım ve onarım mekanizmalarına daha az kaynak bırakabileceğini, bunun da yaşam süresini etkileyebileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, çocuk sahibi olmayan kadınlarda görülen daha yüksek riskin farklı faktörlerden kaynaklanabileceği belirtiliyor. Örneğin, önceden var olan sağlık sorunları gibi ölçülmeyen değişkenler bu sonucu kısmen açıklayabilir.
Çalışmada görev alan epigenetik uzmanı Miina Ollikainen, biyolojik yaşı takvim yaşından daha ileri olan kişilerin ölüm riskinin daha yüksek olduğunu belirterek, “Yaşam boyunca yapılan seçimler, ileri yaşa gelmeden çok önce ölçülebilen kalıcı biyolojik izler bırakabilir” yorumunu yaptı.
Araştırmacılar, bu bulguların bireylerin çocuk sahibi olma planlarını değiştirmesi gerektiği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Kaynak: Dümenden Haber (Kardeş Haber Kanalı)
Sağlık – Gündemin Dümenini Tutuyoruz.
Saat: 18.54
