Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi mirasımızı korumak ve sahteciliğin önüne geçmek adına devrim niteliğinde bir adım attı. Savunma Sanayii Başkanlığı ile ortaklaşa yürütülen “Tarihi Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi” kapsamında, müze ve depolardaki 526 binden fazla eser, görünmez dijital kimliklere kavuştu.


Görünmez DNA izleri ile en üst düzey güvenlik

Projenin en dikkat çekici yanı, eserlerin işaretlenmesinde kullanılan ileri teknoloji oldu. Laboratuvar ortamında geliştirilen ve yapay zeka algoritmalarıyla oluşturulan özel bir inorganik madde, eserlerin üzerine adeta bir “DNA izi” gibi yerleştiriliyor. Gözle görülmesi imkansız olan bu kimyasal işaretleme, eserin aidiyetini ve orijinalliğini saniyeler içinde kanıtlayabiliyor. Bu yöntem sayesinde, paha biçilemez tarihi değerlerin çalınması veya taklit edilmesi riski en aza indiriliyor.


Müzecilikte dijital envanter dönemi

Bakanlık, fiziksel güvenliğin yanı sıra dijital kayıt sistemlerini de modernize ediyor. “Müzecilik Ulusal Envanter Sistemi” (MUES) çatısı altında geliştirilen yeni modüller, eserlerin müzelere kazandırılmasından kıymet takdirine kadar tüm süreçlerin dijital ortamda şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlıyor. Test aşaması tamamlanan bu sistemle birlikte, özel müzeler ve koleksiyonerler de envanterlerini ulusal dijital ağa aktarabilecek.


Tarih ve teknolojinin stratejik iş birliği

Savunma sanayiinin teknolojik birikiminin kültür sanat alanına aktarılması, Türkiye’nin kültürel varlıklarını koruma kararlılığını simgeliyor. 526 bin 246 parçanın güvence altına alındığı bu proje, sadece bugünün değil, geleceğin tarih araştırmaları için de sarsılmaz bir veri tabanı oluşturuyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki müzelerde sessizce yükselen bu dijital kalkan, Anadolu medeniyetlerinin mirasını dünya standartlarında bir güvenlik zırhıyla kuşatıyor.

Kaynak-Görsel:https://www.odatv.com/kultur-sanat/tarihi-eserler-kimlige-kavustu-526-bin-parca-guvence-altinda-120139908

18.03.2026 16:30